Kayıtlar

Ödev

  ** Sen aslında neye aşıksın biliyor musun? İçi dışı bir dürüstlüğe, tutarlılığa. İmkansız bir şeye. Temiz, tutarlı, kendine sadık, tek bir üslup. Sanat eseri gibi. Ancak sanat eserleri arasında bulunabilir öylesi zaten. Ama sen , etten, kemikten olanını arıyorsun. Ona aşıksın"-Ayn Rand(Hayatın Kaynağı) *** “Mektepli bir kız çocuğunun vaktiyle tamamlayamadığı ödevidir; bugün yüreğini, öfkesini ve kırgınlığını unutmamak, hep hatırlamak için kendine verdiği bir ödevdir.” Ben yazmayalı uzun zaman zaman oldu. Yazsam da bir şeylerin değişmeyeceğinden emin gibiydim zaten. Kendi halimde yaşamaya devam ettim. Tanrının işine karışmadım. Bahtımın ve nasibimin güzelliğinden başka dünyalık hiçbir şey istemedim. Tanrının işine karışmadığım gibi yarattıklarının işine de karışmadım. Herkesi olduğu gibi kabul ettim. Babam bana öyle gözler armağan etmişti ki, aa bak kuşlar geçiyor deyip alsalar da şekerimi elimden ben o gökyüzüne bakmayı ve o kuşları görmeyi seçmiştim. Görmüştüm de. Öylesine ...

Kutsal Bok Böceği

Resim
GÜNAYDIN. Güneşli güzel bir günde yorgun argın işini yapan bir kutsal bok böceği sıradan bir adam tarafından görülüyor. Evrende kendisi dışında canlıların var olması konusunda derdi olan bir insan tarafından....  Bu adam kutsal bok böceğini işinde gücünde bir vaziyette görünce tanrısına karşı içinden şunu geçirmiş: Tanrım her şeyi iyi güzel yaratmışsın da sırf gübre ile uğraşsın diye bu hayvanı mı yarattın? Aylar birbirini kovalamadan sakin sakin geçiyorken adam zor bir hastalığa yakalanmış. Hastalığının çaresini kime gitse bulamamış derken bilge bir hekime bir şekilde yolu düşmüş. Bilge hekim adama "Bak evladım" demiş. "Bu hani bahçelerde zaman zaman denk gelmişsindir illaki kutsal bok böceğine. Kutsal bok böceğinin ayakları ile yuvarladığı pisliklerden 40 gün boyunca yemen gerekiyor. Senin hastalığının tek çaresi budur." Adam gerçekten de bu prosedürü uyguladığında aradığı şifayı bulmuş. Yıllar sonra aynı adam bir gemiye binmiş ve okyanusta fırtınaya yakalanmışlar...

Mesela Yani

Resim
"Ben aynı fikirde değilim." dedi Yabani. "Kolay yolu seçmem. Tanrı'yı istiyorum. Şiiri istiyorum. Tehlikeyi istiyorum. Özgürlüğü istiyorum. İyilikle günah işleme arasında tercih yapma koşullarının olmasını istiyorum. "Siz gerçekten mutsuz olmanın doğru bir şey olduğunu iddia ediyorsunuz." dedi Denetçi Mustafa Mond. Öfkeyle, "Evet!" dedi John. "Kederlenmenin de haklı yanı olduğunu iddia ediyorum." "Siz çirkinliğin ve yaşlanmanın doğru bir şey olduğunu öne sürüyorsunuz. Hastalanmanın bir hak olduğunu. Çok az yemek yemenin doğru bir şey olduğunu. Yarınlardan endişe etmenin haklılığını. Acılara katlanmanın da doğru bir yöntem olduğunu..." Denetçi açıklamasını böyle sürdürdü. Uzun bir sessizlik başladı. Söze başlayan Yabani. "Bütün bu söylediklerinizi istiyorum." diyerek sessizliğe son verdi.  Karanlık bir ormanda açan en güzel çiçek, sanki o biz olurduk, gibi fark edilmeyi bekliyoruz. Kendisine iyiyim demek isteyen herkes...

Kağıt Helva

Resim
Merhaba. Nasılsınız? Olmadı, her şeye rağmen nasılsınız? Ben kendimi o kadar zorluyorum ki. Haziran ayında kuzenimle küçük bir tatil yapalım dedik. İkimiz de o kadar yorulmuşuz ki. Ben iyi geleceğini düşünmemiştim bana. Fakat deniz seviyesinden yüzlerce metre yukarıda bir şey fark ettim. Hem de ayağımı sis denizine bırakmış bir vaziyetteyken. Aşağıyı görmek istemiyordum. Defalarca düştüğüm o güvenli yer kabuğu beni cezbetmiyor artık. Defalarca daha düşsem bile, yine kalkacağımı biliyorum çünkü. Aşağısı öyle bir yer. Ve ben bu durumdan yoruluyorum. Bazen gerçekten bir ses bana "Karda donmak üzeresin, uyumak tatlı geliyor ama sen öldüğünün farkında değilsin" diyor sanki.  Her şeye ve tüm şeytanlara rağmen iyi kalmaya çalışmak, pes etmemek, zor. İnançlı biriysen hele yandın. Ne temelli gidebilirsin ne de temelli ümidini kesebilirsin. Göğsün daralır, gevşersin, üzülürsün, sabredemezsin fakat rahmetten de ümit kesilmez ki. Sana şah damarından daha yakın olan yaratıcıyla arana kimi...

Biraz Uşşak Biraz Kuçek

Resim
Merhaba. Nasılsınız? Ben iyi olmaya çalışıyorum. En baştan başlıyorum. Büyük riske girdim. Aslında "tıkandı baba" diye ailemize takılan bir lakap varken neyime güvendim bilmiyorum. Eğer bir poker masasında olsaydım çoktan yerdeki kağıtlarla elimdeki kağıtlar flush yapıyor deyip "all in" yapmıştım, masadakiler de blöf yapıyorum sanıp eli görmüşlerdi. Sıralı bile yapsalar bu el bende deyip sevinmiştim hatta. Ama dedim ya nasip nasip,, olur ya birinin kombinasyonu straight flush yapıyordur, naneyi de yiyebilirim. Ayrıca garibanın yüzü gülür mü ? Bazı şeyler espriye, öylesine söylenmeye veya aman adam bu da geçer , bana rahat batıyor herhalde demeye gelmiyor gerçekten.  "Ben de öyle bir şey istemedim zaten bana kimse yardımcı olamaz. Benim hayat denen bu oyundan bir beklentim kalmadı. Eğer mümkün olsa hemen ölmek isterim. Perde bir an önce kapansın yoksa her geçen gün benim aleyhime yazılıyor. Çünkü daha fazla yaşadıkça daha da fazla yanlış yapıyorum... Her şey çok...

Tıkandı da tıkandı

Resim
Bir yerde İskender'in ,hiçbir kusuru konusunda kendisini uyarmayan bir vezirine " Sana ihtiyacım yok " dediğini okudum. Vezir, "Neden hükümdarım"diye sorduktan sonra da "Çünkü ben bir beşerim. Sen bu kadar süre zarfında benim tek bir hatama bile rastlamadıysan cahilsin demektir, örtbas ettiysen o halde de hainsin demektir" diye cevapladığını da. Ama çok sonra İskender'in kazanılan zaferleri yalnızca kendine mal etmek ve bir suikaste kurban gitmemek için önemli başarılara imza atmış komutanlarını bir bir öldürttüğünü de okudum. Üsttekini okuduğumda vayy be diye kanan eğer kalbimse ben artık onunla anlaşamıyorum. Beynimse nöronlarıma karşı savaş açmaya hazırım.  Merhaba. Biliyor musunuz geçtiğimiz yüzyıllar boyunca Evliya Çelebi'nin seyehatnamesinde "Bir sincap Edirne'den Kars'a kadar yere ayak dahi basmadan gidebilir" diyerek bahsettiği ormanlarımızı koruyamadık biz. O geçen birkaç gece boyunca kaçan uykularımızı, giden milyonl...