Hamur

4.4.19

**Feridun Düzağaç- Boş ders şarkısı. **

Başlıyorum. Döküp saçıcam. Sözleri.


Daha önce felsefesi yapılmış şeyler üstünde düşünmeye akıllı olmak diyorlar. Hem taraflı bir hakem gibi yaşamamızı istiyorlar , hem de tarafsız söylemlerimizi duymayı.
Kim ve ne sebeple olursa olsun bir düşünceyi kötü körüne kabul etmeyi reddediyorsan, tebrikler cahil değilsin. Bu entellektüel insanlar etiketten nefret eder. Bir düşünceyi körü körüne reddetmek de bilgelik emaresi midir? Peki bu etiket düşmanı insanlar 'Cahil' demeyi nereden öğrendi?
Dur bir dakika entellektüel olduğunu sanamazsın. En iyiler hep vardır. Soru sorun, sorgulayın derler 'Kime, neye göre?' sorusunu görmezden gelirler.
Hiçbir düşünceye körü körüne bağlanmamayı seçmek de bir fikirdi. Seçmenlerinin bu fikre de körü körüne bağlanmamayı seçeceğini söylemediler.
Hadi diyorlar hep farklı bir ağızdan, ben yardım edeyim gençlere, dimağlarını genişleteyim diye bir güzelliktir başlıyorlar yapmaya da nedense anlaşılmıyor hiçbiri. Kime ne anlatıyorum ben diye dertleniyorlar hiç yoktan. O süreç başlayınca adam seçmeye başlıyorlar. Meraklı zihin sahibinin kelimeleri kullanışı, cümleleri arasındaki uyum, diksiyonu, sesi, giyimi, görünüşü, akademik seviyesi, sağlık durumu, maddiyat.... Bilgi alma önceliğini belirlemeye başlıyor. Ve yine, nedense?
Hatta bazen o kadar anlaşılamıyorlar ki, onları dinleyen bilgili kesim bile o kadar cahil ki öncelikleri bile o kadar angarya ki çabalamayı bırakıyor. Diyojen misali bir fıçı seçiyor kendine. Yalnız ihtiyaçları için çıkıyor fıçısından ve yalnız ihtiyacı karşılanacaksa merhaba diyor insanlara. İhtiyaçlarını da sorguluyor ve yalnızlığı seçiyor artık. Yanlış dediği bütün düşüncelerin sahipleri bir gün kendi doğru fikirlerinin kölesi olabilecekse bile o sırada onu dilsiz şeytan, deve kuşu, kralcı gördüğünden 'yeyin birbirinizi' süreci başlıyor.
Biz gençler de bu hengamede insan arıyoruz. İnsan olmanın hakkını verdim diye yerinde sayan değil insanım yaşıyorum diye koşan hatta yerinde duran insan arıyoruz. Entellektüel insanlar onlar. Hatta onların da takip ettiği diğer entelektüeller. Ve hatta onların entellektüelliklerini kabul etmediği fakat ayrı bir kesim entellektüelin bayıldığı entelektüelleri de bir şekilde buluyoruz.
Tamam bir fıçı seçmişler ama öyle "Gölge etme başka ihsan eylemem" de demiyorlar. Yok öyle bir şey. Daha çok pire gibiler bence. Çünkü hep sıcak yerlere yuva yapmışlar. Zaten kimse gölge etmezse entellektüelliklerini kim kabul edecek? Hadi diyelim bu kadar değiller canım, yardım ediyorlar insanlara. Gerçekleri yardım etmek istedikleri insanlardan da nefret ederek mi anlatacaklar? Hiçbir çocuk onlara gölge etmezse kime ışık verirler ki değil mi?
Ben de arkadaşlarım gibi çok yoruluyorum. Bazen koşuyorum, düşüyor kalkıp bari yürümeye çalışıyorum. Okul bahçesinin demir parmaklıklarını aştığımızda o büyülü ormana girmişiz de koşa koşa, her düşüşümüzde hızımız ve inancımız kırılmış, hep aynı başlangıca geldikçe de fark etmişiz belli ki labirent bu.
Cahillik mutluluktur," mutlu bir domuz olmaktansa mutsuz bir sokrat olmak yeğdir" demiş John Stuart Mill.
Mutlu bir Sokrates olmak mümkün değil yani diyorum.
Bencil olmalıyız diyor biri. Hayattaki en net bilgi kendi varlığın, ne yaparsan yap hakikatte yalnız kendin için yapıyorsun diyor birileri de tasdikleyerek birini.
Karşılıksız insana selam bile verilmiyor yani diyorum.
'Eşitlik adalet değildir' diyorlar. Eşitliği savunan her düşünce özünde birilerinin haksız kazancını birileri dışında herkesin haksız kaybını istiyor yani diyorum. Onlar için kaybı hiçbir değer götürmeyecek bir sayıyım yani diyorum,  neye ve kime göre haklı bir davaları var ki insan canını hiçe sayabiliyorlar?
'Gashlighting'i biliyor musun diyorlar korka korka. Evet diyorum. Her fikir seni fikirsizlikle suçlar mesela. Kendinden şüphe et ki onu gerçeğe giden yolda kurtarıcın gör ister.
E bu şimdi stockholm sendromunu da bilir diyorlar. Ama merak etme sormuyorlar.

Neden yalnız devam etmiyorum? Diyorum bunu. Ama söve söve, çünkü çeliştiklerini görüyorum, yine onlardan bir şeyler öğreniyorum. Bu hoş değil çünkü onca yanlışı söyleyip araya birkaç doğru sıkışıranla onca doğru arasına bir yanlışı sıkıştıran aynı kötülüğe hizmet ediyor aslında. Nereden başlasam nasıl içinden çıksam, bilemiyorum.
Diyorlar ki bu kişisel gelişim saçmalıktır. 'Polyannacılık oynayan kendini kandırır, eksiklerini olmayacaklarını kabullen, ben buyum bu kadarım de'
Balığa uçabilirsin demek sahtekarlık diyorlar, balığım dediğimizde somon olup akıntıya karşı yüzmemizi, amfibik bir çamur balığı olup karada tırmanmamızı bekleyeceklerini söylemiyorlar.
Bilgelere sahip çık onlar sayılıdır bütün insanlık sadece onların gelmesini yüzyıllarca bekler diyorlar onların ürettiklerine insanlığın ortak mirası diye sahip çıkma diyorlar. Sen deli misin onlarla aynı hücre sayısına sahipsin ne farkın var, farklı alanlara hizmet ediyorsunuz senden üstün değiller de diyorlar. Ve hatta bunu yaparken, utanmadan, hücre sayımızın aynılığı üstünden misal veriyorlar.

Neden demeyi bana neden öğrettiklerini bilmek istiyorum.
Bütün insanlar potansiyel kötüymüş, herkes ezen olmanın hayalini kurar diyorlar.
Potansiyelini kullanmayan ahmaktır da diyorlar?
Diğerlerinin yanlış yaptığıyla, eksiğiyle mutlu olmaya hastalık, kendi yanlışlarıyla, eksikleriyle mutlu olmaya tecrübe diyorlar.
Dur bakalım bazı insanlar yanlış, bazı devletler, bazı savaşlar yanlış. Barış antlaşması yapılmış, yanlış. Şu felsefi düşünce, ideolojiler, ahlak anlayışları, yasalar yanlış. Vermedikleri hukuk yanlış. Hadi diyorlar bu inanç yanlış, bu his, bu ilaç yanlış, bu hastalık yanlış, kodların yanlış. SEN YANLIŞSIN.
Yolun yanlış, SEN YANMIŞSIN.
Hadi taraf seç, hepsini dene bak, HEPSİ YANLIŞ.
Biz tecrübe ettik sen bizi seç, TECRÜBE DİYORLAR, YANLIŞ.
Çelişiyor, yanlış. Kendi içinde tutarlı, iyi oynamış, ama yanlış.
Çevren yanlış. Sorduğun soru yanlış.
Sürekli soru sormak yanlış,soru sormamışsın, yanlış.
Cevap almışsın, cevap yanlış. Baksana, cevap almak da yanlış.
Günah, yanlış. Sevap diyorlar, yanlış. Bölünmek yanlış. Birlik olacakmışız inandın mı? Yanlış.
Kavga, yanlış. Kaçıyorsun yanlış. Kalmak ahmaklıktır, ahmaklık, yanlış.

Çok seçenekli sorularda yanlışı bulmak zor evet. Doğrular da bir gün yanlış ilan edilir çünkü. Yanlışlar arasında doğruyu bulmak zor evet. Bugün doğru olanlar dün için asla kabul edilemez haldeydi çünkü.
Bilmiyorum. YANLIŞIM.
Bilmiyorum demek erdemdir diyorlar. Ne?
Her fikre inanıp yaprak gibi rüzgarda savrulmak yanlış diyorlar. Akışa bırak kendini de diyorlar.
Bir yerde dur sen artık yanlışsın yenilen diyorlar. Kuş değilsen uçmaya kalkma deyip Zümrüdü Anka olalım istiyorlar.
Ya diyorum ben çıldırıcam, anlamıyorum. Kaçamıyorum da.
Tesadüf diyorum, yanlış. İşaret mi? Yanlış.
Bir kişi olmak bir kişiliğin olduğu anlamına gelmez diyorlar. Kişiyi ana doğurur, kişiliği hepiniz kusturuyorsunuz diyorum.
Hamur değildik, öyle gibi görüp çok şekil vermeye çalıştılar.
Hani demiştim ya arkadaşımın kolları açılan damar yolları yüzünden delik deşikti diye. Hepimizin öyle aslında. Bize enjekte etmek istedikleri her şey için bir iğne izi bıraktılar.
Lanet edebileceksem, lanet olsun onlara.


#Sagopa Kajmer-Bir dizi iz#

Hepimizin izi bir dizi...



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mesela Yani

Kutsal Bok Böceği

Henüz Değil